• Hafta İçi: 08:30 – 18:30
  • .
  • Hafta Sonu: 09:00 – 18:30
  • .
  • Pazar: KAPALI
  • .

Popüler Diyetlere Diyetisyen Bakışı

Konuya giriş yapmadan önce şunu sorgulamak daha doğru olacaktır belki de: Popüler diyet diye bir şey gerçekten var mıdır? Bilimsel anlamda diyet; diyetisyen tarafından kişinin sağlık durumu, iş ve sosyal yaşamı, kilo, boy vb. ölçümleri ve beslenme alışkanlıklarına uygun şekilde planlanır ve takip edilir. Bu yüzden “popüler diyet” diye bir şeyin gerçekte hiçbir değerinin olmadığı apaçık ortadadır. Buna rağmen günümüz koşullarında pek çok kadın ve erkek medyanın ve toplumsal yaşamın baskıları nedeniyle önemli bir değer ölçüsü haline gelmiş olan “daha ince bir bedene sahip olmak” için denemedik yol bırakmamaktadır. Özellikle de az çabayla, hızlı sonuca ulaşılacağını vaat eden popüler diyetlere olan ilgi gün geçtikçe artmaktadır.

Popüler diyetlerde, beslenme programını uygulamaya başlamadan önce tıbbi kontrolden geçme zorunluluğu atlanmakta, diyetin kişinin sağlığı üzerinde yaratabileceği olumsuz durumlar belirtilmemekte, bireysel farklılıklar önemsenmemekte, porsiyon kontrolünün öneminden bahsetmek yerine besinler net bir çizgiyle iyi veya kötü olarak ayrılmaktadır. Bu şekilde bazı besinlerin sınırsız tüketilmesi savunulurken, bazı besinler de tamamen yasaklanmaktadır.  Maalesef ki bu tarz diyetler bilimsel kanıtlar olup, olmadığına bakılmaksızın medya aracılığıyla birçok insana anında ulaştırılabilmektedir. Gelin bunlardan bazılarını birlikte inceleyelim…

Dukan Diyeti:

Dukan Diyeti, Dr. Pierre Dukan tarafından ortaya çıkarılmış olup, 4 aşamadan oluşan protein ağırlıklı bir diyet programıdır. Birinci aşama “Atak Aşaması”dır. Bu birinci aşamaya kişinin kaybetmek istediği vücut ağırlığına bağlı olarak 1-10 gün arasında devam edilir. Hazırlık döneminde hiçbir şekilde enerji kısıtlaması yapılmaz, sadece sonradan eklenmiş yağ içermeyen, protein kaynağı besinler tüketilir. İkinci aşama “Hedef Aşaması”dır. Bu aşamada, birinci aşamadaki besinler tüketilmeye devam edilirken iki günde bir beslenme programına nişastasız sebzeler eklenir ve bu aşama hedeflenen vücut ağırlığına ulaşıncaya kadar sürdürülür. Üçüncü aşama “Destek Aşaması”dır.  Üçüncü aşamada beslenme programına karbonhidrat kaynakları eklenmeye başlanır. Dördüncü aşama “Koruma ve Sabitleme Aşaması”dır. Bu son aşamada haftanın belirlenen bir gününde sadece protein tüketimi yapmak, yaşam boyunca her gün 1.5 yemek kaşığı yulaf kepeği, en az 1,5 litre su tüketmek ve en az 20 dakika yürüyüş yapmak tavsiye edilir.

Dukan diyetinin ilk aşaması sadece protein kaynaklarının tüketimi üzerine olduğu için tek yönlü bir beslenme sistemi oluşturmaktadır. Yüksek yağ içerdiği için kişide tokluk hissi yaratıp, yeme isteğini azaltsa da kişinin besin ihtiyaçlarını karşılayamamaktadır. Sağlıklı çalışan bir metabolizma için öğünlerin besin öğeleri açısından yeterli çeşitliliğe sahip olması büyük önem taşımaktadır. Bu tarz bir diyet uzun süreçte uygulandığında kişide çeşitli vitamin-mineral yetersizliklerinin görülmesine neden olacaktır. Ayrıca diyetin son aşamasında önerilen bir gün protein içerikli beslenme tipi, geriye kalan altı gün içerisindeki tüketimin aşırı miktarda olup, abartılmasına neden olarak, tekrar kilo alımına neden olabilecektir. Birçok popüler diyette olduğu gibi bu diyette de bireysel farklılıklar göz ardı edilmektedir.

Taş Devri Diyeti:

Taş devri diyetinde çiğ yiyecekler beslenme programının toplamının en az %60’ını oluşturmalıdır. Tahıllar ve unlu besinler tüketilmemelidir. Et, hayvansal yağ, balık, tavuk, zeytinyağı, fındık yağı, yumurta, az şekerli meyveler, sebzeler, kabuklu kuruyemişler, süt ürünleri istenilen miktarda tüketilmelidir.

Taş Devri Diyeti yüksek protein ve yağ, düşük karbonhidrat içeren bir beslenme programıdır. Dünya Sağlık Örgütü’nün bu konudaki önerileri toplam yağ alımının, toplam enerjinin %15-30’unu karşılayacak şekilde sınırlandırılması şeklindedir. Aşırı miktarda yağ tüketimi yüksek kolesterol, koroner kalp hastalıkları ve birçok kanser türünün oluşmasına neden olmaktadır.  Aşırı düzeylerdeki protein alımı ise vücuttan kalsiyumun atımını arttırmakta, böbrek ve karaciğer fonksiyonlarında azalmalara neden olmaktadır. Taş Devri Diyeti’nde buğday, arpa, mısır gibi birçok tahıl ürününün alımı yasaklanırken vücudumuzda gerçekleşecek tüm metabolik faaliyetler için günde en az 6 porsiyon tahıl ürünü tüketmemiz gerektiği bilinmektedir ve tabi ki tüm popüler diyetlerde olduğu gibi bu diyette de bireysel farklılıklar göz önünde bulundurulmamaktadır.

Karatay Diyeti:

Karatay Diyeti genel hatlarıyla şu şekilde bilinir: “Sıkıntıya girmeden, kolayca ve rahatlıkla uygulayabileceğiniz bir beslenme ve yaşam biçimini size sunmaktadır. Her gün semt pazarlarında bulunan yiyeceklerin sağlıklı bir şekilde hazırlanıp, tüketilmelerinin planlanması için bir kılavuz niteliğindedir. Sağlıklı bir yaşam için yedisinden yetmişine, çocuk, genç, hamile, lohusa, hasta her bireyin hayat boyu kolaylıkla uygulayabileceği önerileri içermektedir.” Bu diyette metabolizmanın insülin ve leptin hormonlarına karşı direncini kırmak, karaciğer yağlanmasını ve karın çevresindeki yağlanmanın artışını engellemek, düşük glisemik indeksli besin tüketmek önemle belirtilmekte ve diğer birçok diyete ters olarak günlük alınacak toplam enerji önemsenmemektedir.

Birçok popüler diyet gibi bireysel ayrıcalıkların göz önünde bulundurulmadığı Karatay Diyeti’nde yaklaşık olarak günde 2 yumurta, bir avuç içi kadar peynir, 8-10 tane az tuzlu zeytin, etli veya zeytinyağlı sebze yemeği, mevsiminde olması şartıyla istenildiği kadar sebze, 3-4 parça pirzola veya 1 avuç içi kadar dana bonfile veya balık, 1 avuç içi kadar fındık veya ceviz, 1 su bardağı tuzsuz ayran veya 1 kase yoğurt, 1 orta boy mevsim meyvesi tüketimine ek olarak günde 50-60 dakika yürüyüş önerilmektedir.

Karatay Diyeti protein ağırlıklı bir diyet olduğu için uzun dönemde tek tip beslenmeden kaynaklı diyet posası, tiamin, folat, potasyum, kalsiyum, magnezyum, demir, A, E ve B6 vitamininin yetersizliğine yol açabilir. Ayrıca artan doymuş yağ ve kolesterol oranı bireyin sağlığını olumsuz yönde etkileyebilir. Günde en fazla 1 porsiyon meyve tüketimine izin vermesi, bireyde vitamin mineral eksiklerine neden olabilmekte ve besin takviyesi kullanımı gerekebilmekte, bu şekilde diyetin maliyeti artabilmektedir. Karatay Diyeti’nde yaş, cinsiyet ve benzer bireysel farklılıklar düşünülmeksizin herkese ortak tavsiyelerde bulunulmaktadır. Bu da bireyin diyete uyumunu zorlaştırmakta ve sağlığı için risk oluşturabilmektedir. Ayrıca Karatay Diyeti’nin hayvansal içeriğinin yüksek olması toplumun satın alma gücü açısından değerlendirildiğinde de uygulanmasını zorlaştırmaktadır.

Atkins Diyeti:

Atkins diyeti, içerik olarak yağ ve proteinden zengin, karbonhidrattan düşük olmasıyla bilinir. Bu diyette günlük olarak 125 g protein, 155 g yağ ve 25 g karbonhidrat alımı sağlanarak 2000 kaloriye ulaşılmakta ve bu kalorinin %70’i yağdan olmaktadır. Atkins diyetinde, diyette yağ oranı arttıkça yağ yıkımının da artacağı öne sürülmektedir. Diyetin düşük karbonhidrat içeriğinden dolayı karaciğerdeki glikojen depoları, kan şekerini düzenlemek için hızla tükenir ve bu da hızlı bir ağırlık kaybına neden olur. Her 1 gram kas glikojeni kaybında, 3 g su kaybedilir ve böylece bireyin kilosu hızla azalır.

Atkins diyetinde toplam enerji alımı da az olduğu için bireyin ağırlık kaybı zamanla da devam eder. Diyetin karbonhidrat oranının az olması vücutta glikoz yerine yağın parçalanmasına ve bireyin ketozis denilen duruma girmesine neden olur. Ketozis durumunda vücudun sıvı dengesi bozulur, ürik asit oluşum artar, kas yıkımı nedeniyle karaciğer ve böbrek fonksiyonlarının sürdürülmesi zorlaşır. Ayrıca halsizlik, ağız kokusu, sersemlik, sinirlilik ve mide bulantısı gibi durumların da gelişimine neden olur.

Bu diyette yağ ve protein bol miktarda bulunduğu için bireyde doygunluk hissi oldukça yüksektir. Bu sayede bireyin yeme isteği ve miktarı da azalır. Fakat aşırı miktarda yağ ve kolesterol içeren besinlerin tüketimi obezite, kalp-damar hastalıkları ve kanser gibi hastalıklara yakalanma riskini artırmaktadır. Bunun yanında Atkins Diyeti sebze ve meyveden oldukça yetersizdir. Bu da diyetin tiamin, D vitamini, pantotenik asit, bakır, magnezyum, manganez, potasyum ve kalsiyum gibi mikrobesin öğelerinden ve posadan yetersiz olması anlamına gelmektedir. Bu diyeti yapan kişilerin ek vitamin ve mineral alımına ihtiyaçları doğmaktadır.

Sonuç Olarak…: Kısa sürede ağırlık kaybını vadeden popüler diyetlerde bireysel farklılıklar(yaş, cinsiyet, fiziksel aktivite ve özel durumlar gibi) göz önünde bulundurulmamakta, bireylerin beslenme alışkanlıkları ve kan bulguları incelenmeden herkese eşit önerilerde bulunulmaktadır. Bu tarz diyetlerde bazı besinler tamamen yasaklanırken bazı besinlerin de sınırsız tüketiminin önerilmesi diyetin besin içeriğinin olumsuz etkilenmesine neden olup, kişide beslenme kaynaklı hastalıkların gelişim riskinin arttırmaktadır. Kısaca özetlemek gerekirse, sağlıklı bir diyet size, kan bulgularınıza, yaşam alışkanlıklarınıza uygun bir diyettir. Bu sayede uzun vadede sağlık korunur, geliştirilir ve diyetle ulaşılan kilo rahatlıkla korunabilir. Sağlıklı, mutlu günler dilerim…

Write a comment